2 Ağustos 2017 Çarşamba

Lesvos Adası (Midilli): Ouzo'nun Başkenti Plomari 1

Geia kai xara saaas! Kalispera!

Sonunda Midilli dosyasını açıyoruz dostlar! İlk Midilli yazısına naçizane birçok tavsiye iliştirerek şurada yazmıştım. Şimdi geldi daha derinlere inmeye, maviler taşıran fotoğraflarla yüreğinize Midilli'yi düşürmeye! 

Öncelikle en baştan söyleyelim, aşina olanların bildiği üzere, ben bir gezi yazısı yazarı değilim. Ben kendimce "gezi günlüğü" yazıyorum. Kendi gezip keşfettiğim yerleri, öğrendiklerimi, şaşırdıklarımı ve yararlı olduğunu sandığım bol lokal bilgi paylaşmaktır gayem. Yunan kültürünün ziyadesiyle içinde olduğum için köylerdeki halkla, dedeler ninelerle, hepi topu 10 hane olan köydeki kahvede oturan bir babayla, garson çocukla, esnafla konuşa sora yaptığım tüm muhabbetleri burada anlatmaktır. Ha, bir de, en meşhur amacım, sizlere de bir yerde neler hissettiğimi geçirebilmek... Midilli serisinin sonunda Midilli'ye gitmek için can atacaksınız dilerim. Haydi başlayalım!

*

Öncelikle, Midilli olarak bildiğimiz adanın ismi aslında "Lesvos (Λέσβος)" 'tur. Okunuşta ağızdan "lezvos" olarak çıkar ve tüm adayı kasteder. Midilli dediğimiz kısım ile Ayvalık'tan vapurla karşıya geçtiğinizde ayak bastığınız merkez kısmının adıdır.

 Hollanda'dadaki kapalı hava eşliğinde, ince montlarımızla çıktığımız yolculuğumu heyecan içinde tamamlayarak, Ege kokusunu almak için uçaktan koştura koştura çıkıyorum. Kapıdan çıkmamla hamama girmiş gibi ağır ve müthiş sıcak bir hava yüzüme poooff diye çarpıyor adeta. Hava i-na-nıl-maz sıcak! Aşağıda kanıtımı göreceksiniz. :)

Ünlü Yunan şair Odisseas Elitis'in ismini taşıyan Lesvos Havalimanı beklediğim gibi ufacık ama oldukça yeterli. Çıkış yaptıktan sonra hemen sola dönüp online olarak rezerve ettiğimiz aracımızı kiralıyoruz. Şuradaki Girit yazısında belirttiğim gibi yine Hertz kullandık lakin Europcar firması da oldukça ünlü. Online olarak fiyatlara bakmak veya araç rezerve etmek için lesvorama.com sitesi yardımcı olabilir. Midilli dağlık bir ada olduğu ve dağlardaki köylere tırmanmak isteyeceğimizi bildiğimiz için biz nispeten güçlü bir otomobil seçtik ve 5 gün için 320 Euro civarı bir fiyat ödedik.


Sizi tam karşısındaki büyüleyici Ege denizi ile karşılayan, Lesvos Odisseas Elitis Havalimanı.


Bu da bizim beyaz kartal :D


İşte kanıtım! Aracı teslim alıyoruz ve hava officially 45 derece. :)) Vücut Hollanda'dan sonra şokta.


Tabir-i caizse bu haritanın anasını ağlattım sayın okur. Çiz babam çiz, rotalar mis gibi çıktı ortaya, hepsi paylaşılmak üzere.


Midilli seyahati boyunca 3 farklı bölgede konaklama ayarladım: Plomari, Petra, Midilli merkezi. Öncelikle yolumuzu Plomari'ye doğru çeviriyoruz. Adada navigasyon gayet iyi çalışıyor ve mutlaka kullanmanızı tavsiye ediyorum.



Havalimanından Plomari'ye araçla 1 saatte varıyorsunuz. Fakat bu açlıkla 1 saat dayanamayacağımıza karar verip Midilli merkezde şahane bir tavernaya oturup açılışı yapıyoruz. Mekanları ayrıca yazmak istiyorum, zira fotoğraflar efsane. Üstelik ayrıntılı fiyat bilgisi de vermek isterim, yazdıkça buralara da link bağlayacağım. İlk durağımız kesinlikle tavsiye edeceğim Taverna Rembetis.



Midilli'deki birçok tavernada olduğu gibi, yolun karşısında asıl yemeklerin yapıldığı bölge ve oturulacak içerideki masalar var; bir de tam bu yerin karşısında deniz kenarında oturulacak yer. Burada oturuyorum ben de, ileride fabrika bacaları tütüyor, su liman gibi temiz ama hafif bulanık, kıyıda bile milyon tane balık var. Burası da şöyle bir nefes alıp Lesvos ile kaynaştığımız ilk yer oluyor aslında.



Yok, olmaz, iki satırda anlatamam burada yenip içilenleri. Mutlaka ayrı post gelecek; lakin ef-sa-ne. Zaten adada bir yerde oturup mutsuz kalkmanız çok zor, ama burası ayrıca şahane.


Yemek açısından Midilli'den ne yemeden dönmeyelim diyenlere; Lesvos benim için tam olarak şu demek. İçi peynir dolgulu kabak çiçeği kızartması. İsme bak isme! Babaannemden tanıdıktır kabak çiçeği dolması, ama bir peynir aşığı olarak bu iki tadın birleşmesi adeta rüya, hayal, ütopik bir tat. Mutlaka!


Derken karnımızı doyurup düştük Plomari yollarına. Midilli dediğim gibi dağlık bir ada, yine de doğası bizi iyi anlamda şaşırtıyor ilerledikçe. Adada üç ağaç tipi başı çekiyor: Zeytin, çam, incir. Her yerde göreceksiniz bunları... Bir de şey çok hoş; belli bir bölgeye kadar zeytin ağaçları hakimken birden çam ormanlarına bırakıyor yerini dağlar. O geçişler, o güzellikler, ormanlar, çok güzel şey.


Midilli merkezden Plomari'ye, Geras körfezini geçerek yaklaşık 1 saatte varıyorsunuz.


Ve usul usul Plomari beliriyor tabelalarda...


Ouzo Plomariou, yani Plomari ouzosu Yunanistan'ın en ünlülerindendir. Bu bölge de elbette ouzo ile özdeşleşmiş durumda, zira Ouzo Müzesi de burada yer alıyor.


Naçizane yazılarımda memnun olduğum otel isimlerini belirtsem de, öyle fotoğraflı uzun uzun paylaştığım pek yoktur. Ama Plomari'de kaldığımız yere bayıldığımız için tavsiye olarak eklemek istiyorum: Elia Village.


Odama çıktığımda bu güzelliği buldum. Ufak bir ouzo, beyaz şarap, zeytin, peksimet ve ouzo tarihine dair bir katalog. (Bu arada şu hafif yabani yeşil zeytinlerin en sevdiğim olduğuna karar verdim.)


Tesisin işletmecisi Panagiotis Bey şu "ay ne iyi tonton bir adam" sınıfında değil ama müthiş bir businessman bence. Yani sizinle konuşurken "adam işini ne iyi yapıyor be" hissi geliyor. Gider gitmez güler yüzde "gelin bakayım" dedi, çıkardı hazırladığı haritaları, her şeyi bir bir anlattı bölgeye dair.

Oda da böyleydi. :)



Bu yıldan sonra artık "otelde" kalacağımı pek sanmıyorum tatillerde. En sevdiğim derli toplu, hane - ev tarzı, böyle mutfaklı yerler o kadar güzel ki, büyük otellerde konaklamanın hiçbir manası yok gibi geliyor artık. Üstelik mutfak olması demek, gittiğiniz yerde pazara uğrayıp köy domateslerinden alıp, kahvaltınızı kendiniz hazırlayabilirsiniz de demek. :)



Derken efendiim, bir an önce toparlanıp adanın en meşhur plajlarından biri Agios İsidoros'a doğru yola çıkıyoruz. Bir, bu gördüğünüz "yabani bölüm" var. Su tertemiz, ama adanın geneli gibi taşlık (lakin taşlar çok güzel, toplamak isteyenler bayılacak), bir de buranın arka tarafında baya şezlonglu uzun bir plaj bölümü var.



2-3 sene önce Selanik'ten aldığım şu yelpaze ilk deva yapılış işleviyle bir hayli işe yaradı. :)


Benim çocukluğumda Çeşme'ye gittiğimizde -ki o zaman ünlü olmaktan çok uzak, kendi halinde bir yerdi- denizde şu deniz kabuklarının böcekli hali olurdu. Hani tam alayım yeren dersiniz, içinden kocaman bacaklar çıkıp yürümeye başlar. Sonraları Çeşme'ye gittiğimde bizim meşhur plajımız Kocakarı Plajı'nda artık bu canlıların olmadığını üzülerek görmüştüm. İşte, onlar ve daha niceleri hala Midilli'de varlar... Doğaya, etrafınıza, yerlere, suya iyi bakın; Lesvos size özlem duyduğunuz birçok el değmemiş güzellik sunacak.




Ve burası da bahsettiğim asıl Agios İsidoros Plajı.


Özellikle çok taşlık olmayışı, adanın güneyinde nispeten sıcak sulara sahip oluşu ve tertemiz sularıyla, kesinlikle adanın en iyi plajlarından biri Agios İsidoros.


Biraz yüzüldü, aylar sonra bir ayaklar kuma taşa değdi. Hemmen Plomari merkeze gidiyoruz. Aşağıdaki kısım çarşıya giriş bölümü diyebiliriz. Sırtınızı limana veriyorsunuz bu şekilde, karşısı çarşı merkez ve üst taraflar eski mahallelerden oluşuyor.

 

Burası da arkamızda kalan liman bölümü.

 

Daha önce birçok yazıda bahsettiğim gibi burada da bahsedelim. Bu ufak kiliseciklerden sık sık göreceksiniz; sadece Lesvos'ta değil, tüm Yunanistan'da. Kimi zaman içinde sadece fotoğraf olacak, kimi zaman mumlar, kimi zaman ihtiyaç sahipleri için bırakılmış bir miktar para. Bu kiliselerin anlamı, daha önce bu bölgede birinin vefat ettiği (çoğunlukla araba kazası sonucu) ve ailesinin bu kişiyi anmak için böyle ufak bir kilise dikmiş olması. Ayrıca çoğu kişi bunun biraz da ibret olması, görenlerin dikkatli olması için yapıldığını söyler.


Bunda fotoğraf da var gördüğünüz gibi, bu çocukcağız burada vefat etmiş demek.

 

Neyse efendim... Az çok turistik olabilir, lakin en nihayetinde bir adadayız. Çarşıya doğru usul usul yanaşırsak... Bol bol kafeneio, yani kahvehaneler ve ada sakinleri görmek çok olağan.


Plomari merkeze her gittiğimizde süper cool gözlükleriyle bu dedeciğim hep aynı yerde oturuyordu. Siz de uğrasanız orada olacaktır tahminen. :)



Soldaki hoş kahvehane çarşının demirbaşı. Birçok bey amca oturuyor, muhabbet dedikodu gırla. :) Ama özellikle turistler buranın bir kahvehane tadında olduğunu bilmediği için oturuyor, lakin hiç ayıp veya çirkin değil, oturun gözlemleyin derim. Sadece garip. :p Biz de laf dinlemek için gittik oturduk valla en son. :D


Efendim meydanda güzel bir çiçekçi dükkanı, kasap, pastane, ne ararsanız var.




Bu da güzel bir öneri olsun. Az önce bahsettiğim kahvehanede soluklanayım derseniz, Yunanların meşhur ballı yoğurdundan isteyin derim.


Badem ve bal ile gelen yoğurdun yanında bir de içecek almıştım ve 5 Euro hesap ödedik, bilginize.


Hemen solda Halk Müzesi var.


Konser afişleri... Adaya hemen her sanatçı geliyor afişlerden gördüğüm kadarıyla, Yunanistan halkı tarafından da oldukça sevilen, özel bir ada Lesvos.


Otele geri dönmeden hemen meydanın köşesindeki, Yunanistan'ın en ünlü süpermarketlerinden biri olan Masoutis'e giriyoruz önce.


Diğer gün de bir geldik buraya, o yüzden şimdi çok anlatmayıp bir market postu yaparım diyorum. Ama mutlaka ouzo, tsipouro ve benzeri içkiler ile zeytinyağı alınmalı. İlla Plomari'den değil elbet ama Yunanistan'dan çıkmadan bunlar o bavulda olmalı sayın okur.





 Derken marketten sonra bir şey atıştıralım diyoruz. Hemen şu karşıda yokuşun başında sağda bir dönerci var.

Adı 5 F. Sebebini burayı fiyatlarla, ayrıntılı yazdığımda söyleyeceğim. :)) İki tane tatlış abla hazırlıyordu siparişleri. Çok özenli, lezzetliydi. Snack tadında bir şeyler yemek isteyenlere; bu yan yana salınan güzel ouzolar da eşlik ediyor.


Ve adaya ilk vardığımız gün biraz deniz, biraz yol yorgunluğu, tekrar limana doğru geçip şimdilik otele dönüyoruz.



Marketten yarın öbür gün tüketmek üzere aldığım birkaç ürün burada. Bu pket kruvasanlar Yunanistan'da oldukça revaçta bu arada.





 Ve ufak bir köy kilisesine bakan terasımızda, taze Midilli domatesleriyle renklenmiş, köy kirazıyla süslenmiş misler gibi bir kahvaltı sofrası hazırlıyoruz... Zira bugün çok gezeceğiz!

*

İkinci yazıda Plomari'yi arka sokakları ve köyleriyle keşfedecek, bence adanın 1 numaralı plajına gideceğiz. Issız köşelerdeki köy kiliselerine girecek, ne yemeli içmeli biraz daha sohbet edeceğiz. Bu aralar Midilli postları peş peşe gelecek, buralar oldukça mavilenecek sayın okurcuğum, bilginize. :)

Melis

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder