6 Ağustos 2017 Pazar

Amsterdam'da Çalışmak, Iş Çıkışı Kanalda Gezinti, Kavramlar

Hollanda'da çalıştığım firmanın ufak bir teknesi var. Her ekip her yaz döneminde bir gün seçip, takımca kanal gezintisine çıkıyor. Biz de geçenlerde bir gün ayarlayıp, iş çıkışı firmamızın geleneksel pub'ı olan :p Mankind önünde toplaştık, atladık tekneye.

Aslında bu yazıda birkaç güzel fotoğraf eşliğinde kavramlardan bahsedelim istiyorum. Amsterdam'da çalışmak nasıl bir duygudur, ekipteki herkesin farklı ülke ve kültürlerden olması nasıldır; duygular, sanılar, gerçekler üzerine konuşalım.


Dilerseniz önce Heineken'den başlayalım. :P Efendim enteresan biçimde Hollandalılar genellikle Heineken'e burun kıvırır. Gerçi adamlar haklı, o kadar uygun fiyata o kadar çok bira çeşidi var ki ülkede. Yine de bendeniz seviyorum.


Hollanda'da yaşamak konusunu ne siz sorun ne ben söyleyeyim; içi sizi dışı beni yakmacalı. :) Genel olarak güzel, farklı, keyifli bir şey. Lakin birçok zorluğu da var. Bence özellikle psikolojik olarak zorluyor. Tabii başka bir ülkede yaşasanız da bu tarz bir zorluk olacaktı elbet. Özellikle nasıl diyeyim, "hassas" bir insansanız, bence devamlı bir soru silsilesine sebep oluyor akılda. Kime güveneceğinizi, kimin sizi gerçekten anlayıp anlamadığını, neyi nasıl yapsanız buraya göre doğru olacağını düşünüp duruyorsunuz. Ne Hollanda'yı mütemadiyen övenleri, ne de habire bok atanları haklı buluyorum o yüzden. Büyük ölçüde size bağlı; sizin ne bekleyip sevdiğinize, insanlardan ne beklediğinize, kendiniz ile ilişkinize... Lakin yenilikler hoşunuza gidiyorsa bu ülke için oldukça "eğlenceli" denilebilir sanırım.


İş yerinde, bizim ekipte 2 Mısırlı, 1 Çek, 2 Alman, 1 Fransız, 1 İngiliz, 2 İtalyan, 2 İspanyol, 1 Norveçli ve 1 Slovenyalı var. Kültür gerçekten i-na-nıl-maz bir şey. Ben ki lisanları, kültürleri, başka başka ülke yemeklerini çok seven biri olarak bu açıdan çok ama çok mutlu oluyorum. Genel manada söyleyebilirim ki; İtalyanlar ve İspanyollar ile "bizimkiler" tadında konuşabiliyoruz. Bizim ekip cidden çok güzel insanlardan oluşuyor; mesela gülerken kolunu tutup sallayabiliyorsunuz diğerlerinin ki bu benim için çok mühim bir nokta. :D Ama genellersem Hollandalılar, Almanlar ve Kuzey ülkelerinden olanlar kültür konusunda bariz olarak bizden uzak. Biz dediğim "Akdenizliler" diyelim. Kırıldıkları, özen gösterdikleri, hakkında konuştukları, önem verdikleri şeyler genelde çok farklı. Ama tabii ki bu bir genelleme, misal bir Hollandalı nispeten yakın arkadaşım var işten, kendisi bile "Ben de anlamıyorum ben nasıl Hollandalıyım böyle" diyor. :D Velhasıl, özellikle başlarda devamlı bir ölçüp tartma hali oluyor. Ben kendimi çocuksu ve eğlenceli biri olarak tanımlayabilirim lakin laubaliliği cidden hiç sevmem. Bu sınırlarınız böyle geriiim gerim gerilip sizi gerekli kıvama getiriyor zamanla. :D Elbet değişmek şart değil ama adaptasyon güzel olur.



Amsterdam'da çalışmaya gelirsek; kulağa geldiği kadar "wow" değil, zira 1 ay wow olduktan sonra 9-6 çalışmaya, trene koşmaya, iş stresi almaya, hesap kitap düşünmeye devam ediyorsunuz. Ben naçizane güzelliklere, mucizelere gözüm alışmasın diye kendimi çok uyanık tutmaya gayret ediyorum hayatta. Lakin burayı ilk ziyaret ettiğim zamanlarda "Allaam burada ölmek istiyoruuum" tadındaki Amsterdam resmi artık gözümde daha tanıdık, sokaklara daha aşinayım, evlerin, kanalların güzelliği her gün göre göre "tamam güzel tabii de tren kaçıyor"a bırakıyor bazen kendini. Eğer kendinizi uyanık tutmayı bilmezseniz bir yıl sonra herhangi bir yer gibi olur zaten. Ama uyanık kalırsanız, parklarıyla, güzel mimarisi, binbir çeşit enteresan mekanı ve keyifli topluluğuyla vakit geçirmesi çok güzel bir yer. Ayrıca burada birçok İngilizce konuşan şirket var ve yabancı sakinlerinin sayısı oldukça fazla.



Aşağıda Amsterdam'ın su üzerine kurulu meşhur Çin restoranı Sea Palace var. Sırtınızı Centraal Station'a verdiğinizde sol tarafınızda kalıyor; 1984'te kurulmuş, 3 katlı bu restora0n, 650 kişiye kadar misafir ağırlıyor her gün.


Bir de Amsterdam gerçekten görünenden, meşhur olan kısımlarından daha fazlası. Hemen her şeyi bulabiliyorsunuz o daracık mistik sokaklarında; biraz şehirden dışarı çıktığınızda ise böyle cennetsi köşeler devam ediyor dört yanda. Bir farkla; çok daha sakince.


Bu da Amsterdamlıların meşhur işe geç kalma bahanesi: "Köprü açıldı gelemedim." :)


İşte böyledir sayın okur... Gözde iç bir şeyi büyütmemeli; öz ile ilgilenmeli... Ya seveceğin yere gitmeli, ya bulunduğun yeri sevmeli. Hill Street Blues in Luxor ekibi ile sizlere veda edeyim. Hollanda'da yaşam ve iş bulma konulu yazıların linklerini bir aşağı iliştiriyorum. Görüşmek dileğiyle...





*

2 yorum:

  1. Merhaba. Daha önce Amsterdam da turists olarak bir çok kez bulundum ve bu şehre aşık oldum teyzem 20 yıldır Rotterdam da yaşıyor ve çifte vatandaş benim de amacım Hollanda da yaşayabilmek eşimin çok iyi bir işi var ve Amsterdam da bulunmak onun işine engel olmayacak ben kendim olarak ufak bir dükkan alarak veya kiralıyarak cafe işletebilir miyim? bu konuda bilginiz varsa ve benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konuya dair spesifik bir bilgim yok fakat bunu yapan kimseler var. Hollanda'da iş kurmaya dair web sitelerini kontrol etmenizi öneririm.

      Sil