4 Mart 2014 Salı

Hollanda'da Mutfak Alışverişi

Hollanda'ya pazar günü geldim ve yanımda getirdiğim birkaç hazır besin dışında yiyecek bir şeyim yoktu. Yunanistan'dan aşina olduğum gibi, Hollanda'da da pazar günü hiçbir market açık değil; fakat her ayın ilk pazar günü koopzondag oluyor, yani marketleri açık bulabiliyorsunuz. Fakat benim yaşadığım şehir, yani Ede, ufak bir şehir olduğu için buralara koopzondag uğramazmış. Dolayısıyla ilk günümün akşam yemeğini gözüme kestirdiğim bir Greek Restaurant'ta yedim ve alışveriş için ertesi günü, pazartesiyi bekledim.

İlk gün burası gözüme Japonya gibi gelmişti, sağdan çıkınca nereye gider, soldan gitsem ne olur, aklım geniş resmi göremiyordu henüz. Üstelik evler ve sokaklar birbirine çok benziyor; favorim olan birkaç ev dışında nerede olduğumu anlamak oldukça zordu. Bugün ise kaybolmadan kilometrelerce bisiklet sürdüm, bir haftaya iyice alışmış olurum sanırım.

Derken, Yunanistan'dan tanıdığım, Avrupa'da ucuz ve kaliteli olmasıyla ünlü Lidl'a gittim. Neden Türkiye'de yok bu market bilmiyorum, gerçekten çok meşhur ve iyi ürünleri iyi fiyatlara bulmak mümkün.


Bu alışveriş, hayatımda "en çok güldüğüm" alışveriş olarak kalacak sanırım. :) Çok değişik şeyler vardı, favorim ise havuçlar! Haydi fotoğraflardan gidelim.

Hollanda'nın pek meşhur yoğun-tatlı ürünü stroopwafels. İçi karamelli oluyor, genellikle stroopwafelı sıcak içecek bulunan bardağın üstüne bırakıp karamelin erimesini bekliyorlar. Aldım bir tane ama tadı gerçekten çok yoğun, birini bitirmek bile zor. Ama güzeller. :)



Hem gülüyorum hem üzülüyorum şu alttaki olay için. :) 

Hollanda'ya gelmeden önce kültürle ilgili çok şey okudum gerçekten. O yüzden bu aşağıdakinin ne olduğunu biliyordum. Ama yakından görmek daha bir sinirini bozuyor insanın! :) Çünkü... 

Ekmek dilimi üzerine, bizim pasta süslediğimiz şekerlemelerden atıp yiyorlar. Çocuklar için falan sanmayın, herkes yiyor bunlardan. Bir de birinin bebeği olduysa tebrik etmeye gelenlere ikram etmek için bundan hazırlıyorlar; kızsa pembeli, erkekse mavili şekerlemeler ile. 





Sebzelerin çoğu paketlerde, yıkanmış olarak satılıyor. 



Bunun ne olduğunu anlayamadığım için çektim. 
Edit: Bizim daha çok çay versiyonunu tanıdığımız "rezene" bitkisiymiş bu.



Yıkanmış ve ayıklanmış olarak paketlerde satılan ıspanaklar.



Ve işte benim Mega Bugs Bunny havuçlarım! Kaç saat güldüm şuna bilmiyorum. Bir alttaki fotoğrafta mevzu daha net sanırım. :)

Bir de Türkiye'deki havuçlara göre bence biraz daha tatlıydı tadı. Fakat cinsiyle alakası da olabilir, yapraksız veya daha ufak havuçlar da vardı çünkü.




Kıyılmış olarak satılan soğan.



Kesilmiş, soslanmış olarak kızartılmaya hazır patates paketleri.




Malzemeleri temizlenip kesilmiş, hazırlanmış salata paketleri.



"Haydi hemen aç da ye!" formatında hazırlanmış salata paketleri.



Bu sucuklardan dün denedim ve beklediğim kadar kötü değildi. Türkiye'deki sucuklara nazaran daha yumuşak, daha dağınık içindeki et. Ama tek sorun pişirmiyorlar bunları. Eline alıp mandalina yer gibi yiyor millet. 

Sucuğun Hollandaca ismi de worst.



Madara edilmiş, duygularıyla oynanmış, düdük gibi kalmış bir taze soğan demeti.



Hey! Bunları çok sevdim! Görüntüsü ve üç farklı domates cinsini içermesi ayrı güzel, tadı ayrı güzel. Klasik domatese göre azıcık daha pahalı.



Bu da tatlı patatesmiş. Görüntüsü pek hayırlı değil diye almadım.



Daha önce bahsetmiştim, Hollandalıların en ünlü çorbaların biri Erwten Soep. Tam bir "sucuk batırılmış bezelye püresi çorbası". Tadına bakmak isterim bir gün; ama en azından ilk tanışmamız konserve tadı ile olmasın diye almadım. Bir de, gerçekten hemen her şeyin içine atıyorlar çiğ sucuğu.



Pöff... Yahu yemek dediğin şeyin görüntüsünde biraz hayır olacak. Ben bu garip sosislerin aynısından Yunanistan'da görmüştüm, insan nasıl açıp yiyor bunu anlamıyorum. Çok sağlıksız, kötü görünüyor. Suda yüzen sosis fikri ayrı rahatsız edici.



Hollanda tam bir peynir cenneti. (En ünlü ve en pahalı peynirleri Old Amsterdam imiş.) Markette de elbette geniş bir alan peynirlere ayrılmış.



Melis'in gökyüzünden gelen ışığa doğru gittiği an! 
Greek Feta peyniri ve Yunan yoğurdu vardı, hemmen kaptım.



Hollandalı kardeşlerimiz, drop dedikleri bu tarz şekerleri pek seviyorlar. Bu simsiyah rahatsız edici şey de en ünlü droplardan. Tadına bakmadım ve bence hiç bakmayacağım. Gerçekten çok kötü bir tadı var imiş, turistlere yedirip gülüyorlar ımış.



Bebek salatalıklar, üstünde de gerçekten çocuklara yönelik bir pazarlama olayı var. Gördüğüm diğer salatalık cinsini ancak Shrek iseniz alın. Zira yaklaşık bir metreler.



"Kırmızı şarap bu hallere de mı düşecekti?" dedirten ambalaj ile şimdilik sona geliyoruz.
(Alkollü içecekler oldukça ucuz.)


Tot ziens!

*



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder